> ## Content Index
> Fetch the complete content index at: https://izlanda.co/llms.txt
> Use this file to discover other available public pages before exploring further.

# İzlanda'nın AB ile ilişkisindeki en önemli tümsek: Balıkçılık ve avlanma kotaları
- URL: https://izlanda.co/izlanda-ab-balikcilik-kotalari/
- Published: 2026-08-25T20:00:00.000Z
- Updated: 2026-09-12T21:13:37.000Z
- Description: İzlanda’nın AB ile müzakere sürecindeki en önemli başlıklardan biri balıkçılık ve avlanma kotaları.
- Author: Uraz Kaspar
- Tags: Haberler, T24

## Hükümetin yoğun çalışması sonucu özellikle toplumdaki genç nüfusun çoğunun AB müzakerelerine sıcak baktığını gözlemlediğimi söyleyebilirim. Masada balık kotaları, İzlanda Kronu'nun geleceği ve diğer entegrasyonlar gibi konular olsa da Reykjavík sokaklarından aldığım izlenim, en azından müzakere masasına İzlanda’nın oturacağı ve 29 Ağustos referandumundan "evet" oyu çıkacağı yönünde

İzlanda-AB ilişkilerini kaleme alan veya konuyu dillendiren hemen herkesin dikkat çektiği olası sorunların başında AB balıkçılık ve avlanma kotaları geliyor.

Peki bu durum tam olarak ne anlama geliyor ve İzlanda için neden bu kadar hayati?

Bu sorunun yanıtını verebilmek için öncelikle balıkçılığın İzlanda ekonomisindeki yerine ve hacmine bakmak gerekiyor. İzlanda İstatistik Kurumu’nun (Hagstofa Íslands) Mart 2026'da yayımladığı rapor, ülkedeki 2024 yılı balıkçılık ekosistemini tüm detaylarıyla ortaya koyuyor.

![](https://storage.ghost.io/c/69/cf/69cf1fd9-ef02-4395-a523-4ea35a02bb94/content/images/2026/09/0bf8f81d-349a-4d5b-9cea-9d1be72877ad.webp)

Raporda yer alan verilere göre İzlanda’da 2024 yılında 994 bin ton balık avlandı ve bunun ekonomik karşılığı 171 milyar İzlanda kronu (1,21 milyar Euro) oldu. Aynı yıl gerçekleşen 624 bin tonluk deniz ürünleri ihracatı ise 247 milyar İzlanda Kronu (2,45 milyar Euro) gelir sağladı. Balıkçılık ve balık işleme sektörü, doğrudan 2,3-2,6 milyar Euro'luk büyüklükle ülke ekonomisinin yaklaşık yüzde 7-8’ini oluşturuyor. Daha da önemlisi deniz ürünleri, yaklaşık 2,45 milyar Euro ile İzlanda'nın toplam mal ihracatının yüzde 36'sını temsil ediyor.

Ekonomik, kültürel ve geleneksel anlamda İzlanda’da balıkçılığın yerini alabilecek başka bir sektör veya iş kolu bulunmuyor. Tarımın neredeyse imkânsız olduğu bu coğrafyada balıkçılık gibi varoluşsal bir alanın AB gibi üst bir oluşum tarafından denetlenip regülasyonlara tabi tutulacak olması, bugün üyelik sürecindeki en büyük engel olarak masada duruyor.

**Peki AB üyeliği gerçekleşirse İzlanda balıkçılığını ne gibi değişimler bekliyor?**

Bu değişimlerin başında kotaların belirlenmesi ve yönetimi geliyor. İzlanda bugün 200 millik münhasır ekonomik bölgesindeki balıkçılığı tamamen kendisi yönetiyor. Bilimsel tavsiyeler doğrultusunda ekolojik sürdürülebilirliği gözeterek toplam avlanabilir miktarı belirliyor ve kotaları ülke içinde dağıtıyor.

Olası bir AB üyeliğinde ise bu ulusal yetki ve serbestlik sona erecek. Balıkçılık yönetimi doğrudan Ortak Balıkçılık Politikası (Common Fisheries Policy - CFP) kapsamına girecek. CFP sisteminde temel hedefler, toplam avlanma imkanları, teknik kurallar, denetim mekanizmaları ve ortak stok kararları ulusal düzeyde değil, doğrudan AB seviyesinde belirleniyor. Üye ülkelerin bazı yerel uygulama yetkileri kalsa da nihai karar merci artık İzlanda hükümeti olmayacak.

Bugün İzlanda denildiğinde akla ilk gelen o ordusuzluk ve savaştan uzak durma durumu, söz konusu balık ve avcılık olduğunda tarihte pek de geçerliliğini koruyamadı. İngiltere ile girilen ve "Cod Wars" (Morina Savaşları) olarak anılan çatışma süreci, bugün hala ülkenin hafızasındaki sıcaklığını koruyor.

Morina Savaşları tek bir savaş değildi; İzlanda ile Birleşik Krallık arasında üç ayrı balıkçılık krizi yaşandı:

- **Birinci Morina Savaşı:** 1958-1961
- **İkinci Morina Savaşı:** 1972-1973
- **Üçüncü Morina Savaşı:** 1975-1976

![](https://storage.ghost.io/c/69/cf/69cf1fd9-ef02-4395-a523-4ea35a02bb94/content/images/2026/09/d985c48a-4b1c-4ba4-b1cc-f67114256608-1.webp)

İzlanda Devriye Teknesi Odinn ile dalaşan İngiliz Fırkateyni Scylla

Silahların gerçek anlamda çekilmediği ve üç dönemde gerçekleşen bu krizlerde, geçirdiği bir tekne kazası sonucunda hayatını kaybeden tek kişi ise İzlandalı mühendis **Halldór Hallfreðsson** oldu. İzlanda, morina balıklarının İngiliz gemileri tarafından avlanmasını engellemek için balıkçılık yetki alanını sırasıyla önce 4 deniz milinden 12 mile, sonra 50 mile ve en sonunda da 200 deniz miline çıkardı.

Britanya ise özellikle Hull ve Grimsby gibi liman kentlerinden çıkan büyük balıkçı filosunun İzlanda sularındaki av kaynaklarına erişimini korumak istiyordu. İngiliz balıkçı teknelerine zaman zaman Royal Navy savaş gemilerinin de eşlik ettiği, İzlanda Sahil Güvenliği'nin ise yabancı teknelerin ağlarını kesmek için özel ekipmanlar kullandığı bir diplomatik ve fiili çatışma döneminden bahsediyoruz.

İki ülke balıkçıları ve devletleri arasındaki son kriz 1975-1976’daki üçüncü Morina Savaşı’nda yaşandı. İzlanda 200 millik balıkçılık özerk bölgesini ilan etti; İngiltere ise buna karşı çıktı. İzlanda, NATO’dan çekilme ve Keflavík’teki Amerikan/NATO üssünün geleceğini tartışmaya açma tehdidinde bulununca mesele Soğuk Savaş açısından da büyüdü. Sonunda Britanya geri adım atmak zorunda kaldı ve İzlanda’nın 200 millik münhasır balıkçılık alanını fiilen kabul etti.

![](https://storage.ghost.io/c/69/cf/69cf1fd9-ef02-4395-a523-4ea35a02bb94/content/images/2026/09/3f5cb699-9d54-4cc9-b33a-d61f42c5cbaf.webp)

İngiliz Fırkateynini Taciz Eden İzlanda Savaş Gemisi Thor, 1976 (Hull Denizcilik Müzesi)

Bu olayın bugünkü AB tartışması açısından önemi çok büyük. Çünkü İzlanda açısından balıkçılık yetkisi sadece ekonomik bir düzenleme değil, devlet egemenliğinin tarihsel olarak mücadeleyle kazanılmış bir parçası. Bugün AB ile müzakereye hayır diyen topluluğun da bu döneme atıf yapması ve ulusal hafızayı diri tutmaya çalışmasının sebebi tam olarak bu.

İzlanda ulusal yayın kuruluşu RÚV’e konuşan İzlanda Dışişleri Bakanı Þorgerður Katrín Gunnarsdóttir’in sürece ve AB'nin bu konudaki tutumuna ilişkin açıklamaları da tartışmanın boyutunu gözler önüne seriyor.

![](https://storage.ghost.io/c/69/cf/69cf1fd9-ef02-4395-a523-4ea35a02bb94/content/images/2026/09/86e65892-5f1b-4094-9549-48729b7caeeb.webp)

2 Haziran 1976 tarihli The Guardian gazetesi

Gunnarsdóttir, değişen konjonktüre dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

> *"Zaman değişti. Dünya görüşü değişti ve İzlanda'nın bu misyona başladığı 15 yıl öncesinden bu yana Avrupa Birliği tamamen değişti. Bunlar gerçek müzakereler ve İzlanda'nın benzersiz konumu, özellikle de özel önem verdiğimiz balıkçılık ve tarım alanında dikkate alınacak.*

> *Şimdiki durumla önceki durum arasındaki fark, Birleşik Krallık'ın ayrılmış olmasıdır. Sonuç olarak, balıkçılık sektörü söz konusu olduğunda pozisyonumuz çok daha güçlü ve Avrupa Birliği'nin de bu konuda daha anlayışlı olması söz konusudur. Diğer AB ülkeleri üzerinde yargı yetkisi bulunmamaktadır ve AB kuralları aslında İzlanda'ya ait tekneler dışında hiçbir teknenin İzlanda yargı yetkisi altında bulunmaması yönündeki talebimizi güçlendirmektedir."*

Þorgerður'un görüşüne göre, müzakerelere tarım ve balıkçılıkla ilgili en zorlu bölümlerden başlanması acil bir gereklilik: *Bu misyon son kez başlatıldığında toplam 33 bölümden 27'si açılmıştı; zorlu bölümler ise korunmuştu. Buna buradan başlamalıyız. Avrupa Birliği'nin ne kadar ileri gitmeye hazır olduğunu derhal açıkça ortaya koymalıyız."*

Gunnarsdóttir, İzlanda'ya balıkçılık yönetiminin tam kontrolünü garanti etmeyen bir anlaşmayı imzalamaya niyeti olmadığının da altını çizdi:

> *"Bu nedenle bu bölümlerle başlamayı çok ilginç buluyorum ve bunu özellikle Dışişleri Komitesi ile görüşmek istiyorum. Özellikle İzlanda'daki hane halkları ve küçük işletmeler için çok şey söz konusu."*

Hükümetin yoğun çalışması sonucu özellikle toplumdaki genç nüfusun çoğunun AB müzakerelerine sıcak baktığını gözlemlediğimi söyleyebilirim. Masada balık kotaları, İzlanda Kronu'nun geleceği ve diğer entegrasyonlar gibi konular olsa da Reykjavík sokaklarından aldığım izlenim, en azından müzakere masasına İzlanda’nın oturacağı ve 29 Ağustos referandumundan "evet" oyu çıkacağı yönünde.